8 Mayıs 2014 Perşembe

ESKİ VE YENİ

                                  Gerçekten eskiden her şey daha mı güzeldi mesela çocukluk...
          Eski ve yeni nedense hep çatışmada hangisi kazanıyor sizce ? Ben çok net bir karar veremiyorum.
 Sanırım eski biraz daha ağır basıyor bende çünkü şimdi her şey basit geliyor eski zamanların kokusu geliyor bazen burnuma... Ama gelmiyor geldiğini sansam da aksine zaman geçtikçe yıllar ilerledikçe uzaklaşıp kayıp gidiyor elimizden.... 

Kitaplar...

             


                Eskiden kitap okumak çocuklar için daha kolay olsa gerek. Çünkü televizyonlar, mp3 ler, müzik aletleri, elektronik cihazlar telefonlar, bilgisayarlar yoktu... Ve çocukların kütüphaneleri oldukça iyiydi onlar için kitabın içindeki resimler, hikayeler yeterince eğlenceliydi. O zamanlar çocuklar zorlanmazmış kitap okumaları için şimdi ise öyle bir zorlama var ki çocuklar istemeye istemeye hiç bir şey anlamadıkları kitapları bitirmek zorunda kalıyorlar. Okumak insanın kendisine yarar sağlar başkasına değil. Ne yazık ki aileler bu düşünceyi maalesef atamıyorlar kafalarından. Böyle devam edip gidiyor işte hayat...
                                      Biz mi kitap okuyoruz, yoksa okumaya mı zorlanıyoruz ?

Öğretmenlik Tecrübesi...

            Anaokulu öğretmeni olmak önceden zormuş sanırım yani bana öyle geliyor ki zor olmalı eski şartlarda. Çünkü çocuklar için hazırlanması gereken o kadar çok etkinlik  materyal varmış ki bunları bir öğretmenin tek başına yaparak yetiştirmesi zor olsa gerek .

            Ama şimdi artık fabrikalar her şeyi üretmekte çocuk için nasıl hangi materyaller gerekliyse hepsi mevcut ve üretiliyor bu da öğretmenlerin işlerini oldukça kolaylaştırıyor.

            Ben eskiden öğretmen olmanın faydası olabileceğini daha çok düşünüyorum çünkü her bir yaptığında kendi emeğin sana daha fazla katkı sağlıyor ve kendini geliştirmen kalıcı oluyor.

ANNE KOKUSU

      Eski zamanlar çocukları annelerinin büyütmesi çok önemliydi ve artık bu önemli değilmiş gibi duruyor. Annelerin yani kadınların eskiden genellikle çalışmadıklarını biliyoruz. Çünkü anneler çocuklarını yetiştirirlerdi, onları kendi sevgileriyle büyütürlerdi. Artık bu durum farklı küçücük çocuklar daha annesinin kokusuna doyamamış minikler sabahın ilk ışıkların zorla yataklarından kaldırılıp kreşlere gönderiliyorlar. Halbuki daha sıcacık yataklarında uyuyabilecekleri en güzel zamanlar. Anne kokusuyla uyanmıyor artık çocuklar ama öyle olmaya devam etse ne güzel olurdu halbuki. Umarım değişir bu durum

Kıyafetlerimiz...


         Benim küçüklüğümde harika giysiler vardı şıkır şıkırlardı. Şimdide öyle hatta şimdi daha bi güzelleri dikkat çekici bir sürü şey var. Ayrıca bir de unutmayalım kotlar falan bir sürü çok şık olmayan ama çok rahat olan giysiler var. Artık gençler bunları giyiyor etek falan çok fazla giyen yok tabi bahsettiğim etek türü şu eskiden gayet üsluplu eteklerden bahsediyorum.
        İnsanlar artık giyinmeyi pek bilmiyor gibi... Ben annemin gençlik fotoğraflarına bakınca öyle güzel kıyafetler görüyorum ki şimdikiler gerçekten bana çok basit görünüyorlar... Zamana ayak uydurmak diye bir şey var ve  bizde mecbur buna uyuyoruz :).

ESKİDEN OLMAYAN BİR ŞEY

          EĞİTİCİ DRAMA...

Eğitici drama bir çocuk için gayet keyif verici ve etkilidir. Çocuk eğitici drama ile hem öğrenir hem de keyif alır. Bu sırada gelişimi içinde güzel şeyler olur tabi ki.


Akşam Olunca Eve Girmek :)

      Artık çocuklarda dahil akşam olunca evlere dönmek kalmadı. Herkes eve nasıl geç girebilirsem diye düşünüyor.
      Önceden ise sokakta oynadığımız dönemlerde annemiz akşam ezanı okunmadan evde olmamızı söylerdi bizde ne yapalım uyardık bu kurala. Ve eve girmekten de korkmazdık ama akşam evde yapılacak güzel sohbetleri düşünürdük.
      Şimdi insanlar geceleri gezmekten keyif alıyorlar. Çocukları akşam ezanıyla evlere sokmak çok zor artık...

PİKNİK

          Pikniklerimiz ne güzelde coşkulu dolu dolu eğlenerek geçerdi eskiden, bütün eş dost akrabalar doluşup kıra, ormana gidilirdi. İp, top, salıncak ve daha bir sürü neler neler olurdu o pikniklerde. Kimseler oturmadı daha doğrusu duramazlardı yerinde oradan oraya koşup eğlenmekten öylesine gülüp coşardı ki insanlar... Şimdi pikniklere bir aile bilemedim üç aile gider oldu nedendir bilinmez herkes birbirinden ayrı gitmek ister oldu. Sanki tek başına pikniğin tadı çıkacakmış gibi. Nasıl eğlenirler bilmiyorum amaç zaten bir arada olmak değil midir zamanı vakti paylaşmak... Sanırım artık değil ama benim için hala çocukluğumdaki piknikler gelir ilk sırada....

Bayramla Gelirdi Neşe

Yeni elbiseler alır giyerdik
Ev ev dolaşarak el de öperdik
Çocuksu bir hisle onu beklerdik
Hiç tadı kalmadı şimdi bayramların
Şeker toplamaya gelen olmuyor
Tömbelek içinde kapı vurmuyor
Komşuna gidecen evde durmuyor
Hiç tadı kalmadı şu bayramların
Evlerde temizlik pek yapılırdı
Harçlıklar önceden ayarlanırdı
Tatlılar börekler hazırlanırdı
Hiç tadı kalmadı şu bayramların...
          (Alıntıdır)

Şimdiki Gezilerimiz Ne Fayda Sağlıyor Bize ?

         Bir çocuk için gezmek çok değerlidir ve hatta önemli bir iştir. Çünkü çocuk gezerken keşfeder, öğrenir, pratik yapar, ders çıkarır, görerek yaşayarak öğrenir, merak eder gezerken merakını giderir çocuk.
          Artık gezi tabiri çok değişti günümüzde. Gezmek öğrenmekti ya eskiden gezilen yerlerin bir değeri vardı bir anlamı bir tarihi vardı. Eskiden tarihi saraylar, camiler , bize anlam katacak yerler gezilirken şimdi artık AVM'lerimiz var onlar çok önemli artık gidilecek tek yerler oralar var ya sadece sanki gidilip görülecek bir yer kalmamış gibi... Herkes o koca koca yapılmış binaların içlerine tıkılıp kalıyor koca hafta sonları. Halbuki bir piknik ya da güzel bir  doğa alanı, parklar,müze gibi eğitici  yerlere gidilemez mi? Evet gayet rahat gidilebilir. Ama bizim hoşumuza gidiyor zamanın bize sunduğu gereksiz bir sürü yerler...

ESKİ BAYRAMLARIMIZ

       Bir zamanlar tüm çocuklar Bayram geliyor diye öyle mutlu olurlardı ki... Bayramın gelişiyle yepyeni giysiler, ayakkabılar, tokalar daha bir sürü aklıma bile gelmeyen şeyler. Biz bayramdan önceki gece yatmadan alınan giysilerimizi baş ucumuza asar onları izleyerek uyur dalardık rüyalara... Ertesi gün çocuklar büyüklerinin ellerini öperdi teker teker ve şeker toplarlardı oyunlar oynarlardı.
     

        Şimdilerde ben o heyecanı göremiyorum çocuklarda çünkü zaten yeni giysiler, ayakkabılar her zaman alınıyor şimdiki çocuklara... Yeninin kıymeti yok şimdi yarın bir diğer yenisi geliyor zaten karşısına. Bu dönemde bayramlarda otellere gidiyor aileler bayramı bu şekilde değerlendiriyorlar yani büyüklerin elleri öpülmeye pek gidilmiyor artık maalesef...Eski bayramları gerçekten özlüyorum telaşları, yeni elbise alındığı için gözleri parlayan kendini gülümsemekten alıkoyamayan çocuklar görmek istiyorum ama m alesef göremiyorum

Çocuk Kalamamak...

          İnsan doğuyor, çocuk oluyor, genç oluyor sonunda yaşlanıyor ve hayat bitiyor. Hayat hep böyle devam ediyor bir örüntü.... Aslında herkes her yaşın kendi döneminde çok güzel olduğunu söyler. Evet sanırım bu doğru ama çocuk olmak işte bu harika bir şey... Şuan büyüdüğümü hissetmek beni nedense üzüyor biliyorum her dönem kendine güzeldir şimdi de güzel zaten ama işte içimde bir yerlerde çocukluğum hiç bitmeseydi be dediğim anlar çok oluyor.
          Eğer sizde çocukluğunuzun bitmesini istemiyor ya da çocukluğunuzu özlüyorsanız aşağıda paylaştığım yazıyı büyük bir keyifle okuyacaksınızdır.
         
           Şimdi çocuk olmak vardı...
           Sadece aklımda dışarıda oyun oynamak vardı, büyümenin acısını çıkartmak vardı.
           Şimdi çocuk olmak vardı annemin dizlerinde uyuyup masal diyarlara dalmak, sabahı sabırsızlıkla             beklemek, çıkan çizgi filmlere kapılmak...
           Şimdi çocuk olmak vardı...
       
           UNUTMAYALIM ! içimizde bir yerde her zaman çocukluğumuz vardır.

7 Mayıs 2014 Çarşamba

Bebeğin Huzuru


             Mutluluğumuz çoğu zaman değişir. Bebekler bile ailedeki olumsuzlukları ve güzellikleri anlar. Aile içi mutluluk her şeyden önemlidir. Aile huzurluysa bebek daha güvende hisseder kendini...

Çocuğumuzla Vakit Geçirmek

                Ben kış akşamları en çok ailemle sıcacık evimde oturup sohbet etmeyi, birlikte bir şeyler paylaşmayı öyle çok severim ki... Fakat nedense şimdi anne ve babalar çocuklarının onlarla birlikte oturmalarına izin vermiyorlar nedenini anlayamıyorum. Beni ailem genellikle odamda durmaya zorlasaydı onlarla aramdaki bu bağ oluşmazdı bence neden mi ? çünkü ben bir bağ için paylaşımların yaşanmışlıkların olmasına önem veririm böylede olmalıdır bana kalırsa...
                 Şimdi bakıyorum çocuklara sarfedilen ( artık odana gider misin, ya da çok fazla kaldın burada, süren doldu gibi ) saçma kelimeleri algılayamıyorum. Sevdiklerimizden ne zaman ayrılacağımızı hiç bilemeyiz. Bu yüzden çocuklarımızı sevelim onlarla birlikte geçirebileceğimiz en uzun zamanları geçirelim.. Bir gün pişman olacağımız 'keşke daha fazla zaman ayırabilseydim' cümlesini kurmamak için vaktimizi en iyi şekilde değerlendirelim '' çocuklarımızla''...

Okul Öncesi Dönemde Ailenin Önemi

          Nitelikli, sağlıklı ve istenilen davranışlara sahip bireylerin yetiştirilmesi için, eğitime küçük yaşlarda başlanılmasının gerekliliği tartışılmaz bir gerçektir.Çocuğun öğrenmesinin en yoğun olduğu, temel alışkanlıkların alındığı ve zihinsel yeteneklerinin hızlı bir biçimde gelişip biçimlendiği dönem 0-6 yaş dönemidir. 
           Bilindiği gibi, insan yaşamının gelişiminde, en dikkat edilmesi gereken en kritik ve en ilginç dönem 0-6 yaşlar arasındaki okul öncesi dönemidir.Bu dönemde aile, birinci derecede önemli ve sorumludur. Ancak, tek başına yeterli değildir. Hem çocuk hem de ailenin bu dönemde gereksinimlerinin karşılanması, çocuklarının gelişimlerinin desteklenerek, yaşıtlarıyla bir arada olabilmelerinin sağlanması için oluşturulan sağlıklı bir ortama gereksinimleri vardır.
          NOT: Çocuklar genellikle anne ya da babalarıyla özdeşim kurarlar. Bu yüzden ailenin önemi çok fazladır. Davranışlar, konuşmalar, meslekler, kişilik hepsi etkili olur.



Geçmişten Bugüne Okumak

            Öncelerde okumak çok zormuş. Hep öyle söylerler çünkü insanlar çocuklarını okutmak yerine ya bir ustanın yanına zanaati olsun diye çıraklığa verirlermiş. Eli para tutsun ekmek parasını erkenden kazanmaya başlasın kendi ayakları üzerinde daha çok küçükken durmayı bilsin diye... 
           Zamanımızda ise öyle mi? Aileler çocuklarını birer yarış atı gibi görüyorlar ve hep en iyisi olmaya zorluyorlar. Aslında tabi ki güzel bir şey bir ailenin çocuğunu okutmaya çalışması ömür boyu rahatını sağlamak için... Fakat bu durumun çocuklarda genellik ters tepki oluşturuyor. Mutlaka çocuklar için aileleri en iyisini düşünür ama bu durumda çocuğun da söz hakkı olması gerek herkes kendi hayatını yaşar sonunda. Kimse kimseye baskı kurarak bazı şeyleri yaptıramaz yaptırmamalı. Daha duyarlı olmak tüm ailelerin ve çocukların görevidir.

Çocuklarımız Ve Oyunları..

             Eskiden çocuk olmak daha güzelmiş. Ben küçükken oyunlarımız daha keyifliydi. O dönemlerde çocuklar birlikte oyun oynarlar birlikte gülerlerdi. Şimdi ise bilgisayarlara bağlı hale geldi çocuklar... Bilgisayarın bir sürü türü çıktı oraya yani eskiden bilgisayarlar sadece bazı evlerde idi çünkü evinde bilgisayar olması bir ayrıcalık bir lükstü... Ben hatırlıyorum da biz hep sokakta, bahçede oyunlar oynardık. Kendi oyunlarımızı kendimiz yazardık. Günümüzde artık tüm oyunlar hazır içlerinden seçiyor çocuklar. Bana kalırsa çoğuda gereksiz birçok ayrıntı... Kısacası artık oyunlar eskisi kadar çocukları birbirine bağlamıyor. Herkes kendi oyununun peşinde. İyi ki bu dönemde çocuk olmamışım diyorum çoğu zaman...

2 Mayıs 2014 Cuma

KAŞLA GÖZ ARASINDA KAYBOLMAK

       Yıl 1996.. 4 yaşındaymışım yani ben tabi küçük olduğum için tam olarak hatırlamıyorum annem anlatmıştı... Bir gün annem ben ve yengem (dayımın eşi) ananemin ilaçları için dışarı çıkmışız. O zamanlar ilaçları genel bir yerden yazdırmak gerekiyormuş bizde oraya gitmişiz. Gittiğimiz binayı ben çok iyi biliyorum büyüdüğüm zamanda çok gitmiştim. Annem sırada beklerken ilaçlar için bende oralarda geziniyormuşum yengemde peşimde bana göz kulak oluyormuş.Ben kalabalığın arasına girmişim birden araya bir sürü insan girince aniden yengem gözünden kaçırmış beni... Beni kaybetmenin telaşı ile bir yukarı bir aşağı çıkıp inmiş yengem ve ben yokum. Hemen annemin yanına gitmiş ve benim olmadığımı söylemiş annem hemen koşturmuş beni aramak için binada her yere bakmışlar ve dışarı çıkmış annem bir kaç saat önce fotokopi çektirdiğimiz dükkana girip belki beni hatırlarlar diye telaşla sormuş oradan geçip geçmediğimi... Adam demesin mi abla yarın saat oluyor o çocuk buradan geçeli diye o an annemin başına yıkılmış dünya... Hemen adamın söylediği yöne doğru gitmiş annem ana caddenin diğer tarafına bir bakmış ki ben öylece duruyormuşum kaldırımda. Annem yanıma koşmuş hemen ve beni bulduğu için çok mutlu olmuş.

       Bu zamanda çocuklarımıza çok dikkat etmek zorundayız. Çünkü günümüzde kaybolan çocuklarımızı bulmak o zaman olduğu kadar kolay olmuyor maalesef...  Şimdilerde bu şekilde kayıplarda bir çocuğun hemde yalnız bir çocuğun tek başına durup da başına kötü bir şey gelmeme olasılığı maalesef yok. Lütfen dikkatli ve duyarlı olalım. Benim anımda sadece küçük bir dikkat sorunu var. Fakat günümüzdeki anılarda genellikle ihmaller çok fazla.

ÇOK İSTEMİŞTİM...

        Bir gün annem ve babamla birlikte alışveriş için dışarı çıkmıştık. Ben beğendiğim bir şey olduğunda onu hemen almak isteyen bir çocuktum fakat istediğim şeyler her zaman küçük şeyler olurdu... Yürürken bir vitrine gözüm takılmıştı çok güzel küçük çocuklar için düşünülmüş bir koltuk görmüştüm. Beğendiğim bu koltuğu o anda almak istedim ve söyledim anneme ve babama her istediğimi yapmamak için almak istemediler bende onlar almadıkça ağladım, bağırdım vitrinin önünde. Daha sonraki zamanlarda da her geçişimde ağlar almaları için bağırarak dediğimi yaptırmak isterdim. Ve annemler ile o koltuk için aramda geçen bu inatlaşma bitmedi. Ben de o koltuğa hiç sahip olamamıştım...
         Şimdilerde bakıyorum da çocukların her istedikleri oluyor günümüzde. Aileler çocuklarının isteklerini o kadar kolay bir şekilde kabul ediyorlar ki... Aslında bu durum çocuklar açısından çok güzel görünse de onlara yapılmış bir iyilik değildir. Böylelikle çocuklarımızı doyumsuzluğa hiç bitmeyen arzu ve isteğe itiyoruz onları ileride onlar için bu durum bir dezavantaj olabilir. Aileler bu konuda umarım daha dikkatli olurlar ve çocukları için en doğru şekilde hareket etmeye çalışırlar umarım...
         Unutmayalım çocuğumuzun her istediğini yapmak onu mutlu etmek değil, onu sonu gelmeyecek doyumsuzluğa itmektir...